Salı, Şubat 5

Hiç varlık düşmesi / Bölüm 1


“Boşlayıp da kendimi,
güneşe düştüğüm hayal..”


“Etraf sessiz; varlıklar..
Ağızlarını açıp kapıyorlar, konuşuyorlar da duymuyor muyum?, yoksa balık emsal hayatın son demlerindeler mi? -önemli değil, hiç önemli değil! Konuştukları, öldükleri umurumda değil..”

Dediğim(düşlediğim) zamanlar, en fena gecelere vurur ve peşinden sürgün yerim sabahlara…
Başka zamanların, başka evrelerine giriyorum.
Kanımın çekildiğini sanıyorum,
Sesimin duyulmadığını,
Ruhumun düştüğünü!
Sanrı oluyorum, sanrı…

Siz hiç yaşayan ölü oldunuz mu?
Ya soyut?
Yok! İlla ki olmuşsunuzdur da,
Anlayamamışsınızdır şanslı olarak! Sıyrılmışsınızdır.
“İyi de, biz niye anladık?” derdi hep eski bir yaşamdaşım, şimdilerde arkadaş…
Cevap veremezdim, çünkü bilmiyordum, hiç bilmiyorum. Ve yaşamdaşlarım da bilmiyor, hiç bilmiyoruz! Hoş, bilmek de istemiyoruz, iplemiyoruz, iplenmiyoruz…

Güneş beni çağırıyor bazen..
Ya boyunu bükük yürüyeceğim güneşin yolunda,
Ya sık sık düşeceğim vurgun yaşamda!
Ta ki sıyrılana kadar,
Fenası, sıyırana kadar!
Son.

2 yorum:

* a Y Ş e * dedi ki...

nefesini daraltma bilmediğini sandığın şeyleri aslında çok iyi bildiğini sende biliyorsun!
bazen insan kendine bile yalan söyleyebiliyor
yarasını dahada derinleştirmemek için!


sevdim yazılarını :)
hoşgeldin!

Gigo dedi ki...

belki de..
fakat dahasını bilmek istemiyorum..
vurgun yemeler derinlerde, düşmek fena, evet..

teşekkürler bir de,
hoşluk hep gelsin.. (: