timsah, su aygırı, yunus, ayı, ejderha...
o kadar yakınlar ki, sıkacağım el el, nişasta kıvamında. nefes alıp içime dolduracağım, koşacağım; soluksuz, nefes almaksız, içte, koşacağım.
bahar, polen yerine nişasta tomurcukları, dudaklarımla ve ellerimle ve ayaklarımla... o müthiş his ve ses.
dağılıyorlar; su aygırı, ayı, karnıbahar, toad oluyor. hoşlar, çok. sarılmak istiyorlar onlar da, biliyorum, fakat yapamıyorlar.
dağılıyorlar, maviliğe karışıp.
"-ne istersen onu görürsün.
-yok, öylelerdi.
-ya bırak şimdi, nasıl baktığına bağlı.
-timsahın sadece kuyruğuydu.
-dinozor bile görebilirsin.
-ejderha da vardı zaten.
-deli ya."
galatadayım, topkapı sarayı bir adım, ikinci adım ayasofya ve sultanahmetteyim. bir sıçramayla balonun halatını koparıp -yapamadılar ya- bulutlarla sarılmak...
enfes olurdu.
Cuma, Nisan 18
sırf dayanaklar için, bazen / bulut
Yazan, Çiziktiren, Düşleyen:
zifirî melek
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
evet nasıl baktığına bağlı, dayanaklara tersten bakınca tutunmak, düzden bakınca da düşmek; bulutlar da hem aşağıda hem yukarıda..
tersten bakmalı, düşmek fena. bulut, sevgili bulut.
Yorum Gönder